10 Eylül 2011 Cumartesi

Buralar zindan şeker parem. . . .

Ayvalık'ı çok özledim.Yarı memleketimi,arkadaşlarımı,çocukluğumu.Tam uyanmamaya çalışırken o rüzgarın yalayıp geçmesini,inadıma beni zorla uyandırmasını özledim.Sabah çıt çıkmazken kahvaltısını özledim.Şıpıdık telliklerimle kaçıp evden,işim olmadığında uğramayışlarımı.Öğlen denizini.Nasıl buz gibi titretir de adamın içini hatta kalp ritmini ble değiştirir.Gece Cunda'sını özledim balığını, kalamarını,sevmesem bile midye tavasını.Nargilesini özledim içinden bütün dert tasayı kusar gibi dumanını üflemesini.Sabahını hatırlamıcak kadar içip ''Gossip''te kendimi kaybetmeyi özledim.Ordan çıkıp ''Hanımeli'' de bi çorba içmeyi ya da can çekerse Ayvalık'a geçiverip ''Avşar'' da bi tost yemeyi.
Arkadaşlarımı özledim.Ayık kafayla çekilmicek bitmeyen mıuhabbetlerimizi.Güneşi batırmayı özledim ''sahilde'' ve güneşi doğurmayı ''banklar'' da.
Gizem'in tekrar tekrar yediğim bokları içimden kazımasını,Bihter'in çılgın muhabbetlerini,Sinanla kavgalarımı ve barışmalarımı,Ceren'in fallarını,Miray'ın bağırmalarını,Doktor Murat'ın tıp alanında açtığı çığırları,Göksel'in saçmalıklarını,Uluç'un ne bokunu özledim bilmiorum ama özledim,Fatih'in boşvermişliğini,Halis'in tatlı muhabbetini,Ülkü'nün şanslı masasını,Emir'in beni her daim güldürmesini...
Deniz kokusunu özledim.Her köşeyi dönüşümde deniz görebilmeyi özledim.

Lanet Ankaraya gelince daha çok özledim.Lan ben orda ne kadar rahatmışım ne kadar özgür ve huzurluymuşum.Sanki günün her dk meditasyon yapıyomuşum gibi rahata bağlanmıştım yani.Buraya geldim arkadaş internet sağolsun sinirimi bozmaya başladı ilkten.Yokluğumuzdan yararlananlar olmuş,reeli bırakıp artık sanaldan arkamızdan konuşmaya başlayanlar olmuş. Milletin götüne nasıl koyduksak aylar yıllar olmuş acısını dindirememişler.
Sonra kalktım bir de okulun 12 eylül'de açılacağını görmem 2. darbe oldu.Ah o elim kırılaydı da ben o okulun sitesine girmeyeydim.Adsl'm sonsuza kadar bozulsaydı da açılmasaydı o sayfa.Hay merakımın orta yerine yaaa iliğim kurudu yeminle.O okula gitmeme bikaç gün olduğunu öğrendiğim an var ya sanki cehennemdeki bütün ateş topları başımdan aşağı savruldu.Kendimden birkaç jenerasyon küçüklerle okuyarak tanrı beni cezalandırdı evet benim cehennemim bu.
Aşk maşk falan diye biyerimi yırtıyordum.Evet o oldu sonunda.O na ayrı apayrı bi sayfa ayırmak hacet olur ama asıl temamız o diil zaten.
O diil sigaraya iice kaptırmışım kendimi maşallah bacadan bi farkım yoktu buraya geldim.Offf offf hala babasından gizli saklı sigara içen ergen bebeler gibiyim.30 yaşıma da gelsem babam hayatta olduğu sürece bu sırrı onunla paylaşamıcam.Yoksa benden ötürü bu dünyayla bağlantılarını koparabılır.Bunu da ben istemem.O baba kaç yaşına gelirsem geliim baba yaa nası bi misyondur bu anlamam.Annem de öyle diildi mesela.Belli bi yaşa kadar anneydi o benim için okey ama belli bi yaştan sonra arkadaş ne arkadaşı kanki moduna girdik.Babamla siddin sene öyle bi dialogum olmaz yani.Olmasın da zaten her an evlatlıktan reddedebilir.
Abi desen var mı yok mu onu ben bilemedim şimdi.Zaten 2 aya evleniyor ev bana kaldı lan home party full alkol  vss neyse...
Offf bilmiyorum Ankara esaret yaa bura zindan gülüm.Buralar kuru ot bayır dağ taş.Tek manzaram Park caddesi o derece. Ankaraya gelince ayağıma prangalar falan vuruyorlar sanki.Nefes alamıyorum.Canım sıkılıyor,ruhum kararıyor,biri bütün kanımı vantuzluyor.
Bir insan Ankara'dan vazgeçemiyorsa bunun tek sebebi olabilir:Anılar.

Hiç yorum yok: