20 Aralık 2012 Perşembe

Mekteb-i Ded... ayh pardon Mülkiye

3 senedir şu okuldayım…
Hani bir sürü insanın hayalinde olan,allı pullu mülkiye ruhunun yaşadığı okul.Mekteb-i  Mülkiye…
Benim hiçbir zaman hayalim olmadı ki seçme şansım olsa kesinlikle baş harfini bile kağıda dokundurmayacağım bir okul olurdu.Eğitim olarak çok şey kattı çok ufkumu açtı.Bazen benim bile kanıma giriyor o ruh ama yok yine de burada olmayı tercih etmezdim…
Öğrenci kalitesi düştü diyorlar,düşer tabi içinde okumak için gelenlerin bazıları öğrenme hevesi yerine du şurda bi sigara içelim bak sana ne anlatcam “ işletme bilmem kaçtaki Nurettin’in eski çıktığı Fatma var ya…”  şeklinde bir dedikodu merakında olursa normal.Adam derse girmiyor yemin ederim bütün okulun özel hayatını gündeme yatırı, olayı bağlıyor.Utanmasa başrollerdeki tipleri karşısına alıp akıl verecek falan o durumda donanımlı.Böyle bir öğrenci grubundan ne bekliyorsun.Vaktiyle bir arkadaşım “bir masanın yanında geçerken kendi dedikodunu duyabileceğin nadide okullardan ” demişti ki abartmıyormuş.Kampüsün küçüklüğünden mi kaynaklı nedir bilemem ama herkes birbirinin hayatıyla çok derinden ilgili.
Haliyle bu “”sbfgossip” “sbfitiraf” “sbfizdivaç” tarzı gruplar sosyal medya arasında yaygınlık kazanıp bir sürü başıboş işsiz güçsüz insanın dikkatini çekiyor.Adam bunla besleniyor çünkü bu yani merakı.Geçen replikler şuna benzer “maliye 1 lerdeki Ömer çok tatlısın hani şu bal rengi gözleri olan bugün kesiştik ama ooff sevgilisi varmıdır ki???” “şu bölümün kızları çok tatlı,2 lerin de gideri var.” Vs vs vs.Böyle bir abazan okul gençliği mevcut…
Bir gün birisiyle tanışırsın,konuşursun ertesi gün adam yanından geçer gözünün içine bakar ama Allah’ın selamını vermekten acizdir.Sonra verir selamını ama vereceği zamanı da çok iyi bilir.Vize final haftası seni hep çok sever,1 hafta öncesinden yanına oturmaya başlar,sohbet eder,konuşur en nihayetinde not ister.Sınavdan sonra da kaybolur.Yüzüne bakar kafasını çevirir,bir şey istersin ağız burun kıvırır,selam verirsin almaz.Periyot zamanı tekrar yanındadır tabi.Sen olayı çözmüşsündür ve gram not koklatmazsın.
Bu durum bana arkadan atılıp tutulmasından çok daha masum geliyor o ayrı.Yemin ederim benim bile unuttuğum bir olayı o olay yaşanırken okulda olmayan birinden duydum.İnsanlar bu kadar mı iğrenç bu kadar mı boş vakte sahip…Bu kadar mı kendilerine at olmayan dünyalarda yaşıyorlar.Bu bahsettiklerim sadece hatunlar falan değil bazı erkekler bizi 5 bilemedin 10a katlar.Öyle dedikodu birikimleri var ki aktarımları da çok hızlı maşallah…
Midem bulanıyor artık bu durumlardan ciddi anlamda.Yakın çevrem değil belki ama küçücük okul illaki birileriyle tanışıyorsun aynı ortama girip aynı muhabbete dahil olmak durumunda kalabiliyorsun.Bu durumlara şahit olunca herkesten uzaklaşıyorsun.insanlara karşı güvenin yine sıfırlanıyor.Herkes birbirinin açığını yakalayıp çıkartmaya meraklı,herkes zaten çok meraklı…Daha kendi karakterinin çözümlemesini yapamamışken başkalarının karakterlerinin doruklarında ahkam kesiyor,hayatını eleştiriyor,yaşamını sorguluyor,özel hayatını didik didik ediyor.
Biraz edep,biraz vicdan diliyorum insanlara.Şu okulda kimin kiminle ne yaptığı zerre kadar umrumda değil,günlük muhabbetlerimin konusu zaten hiç değil.Bunu başka insanlara da diliyorum…
Mülkiye ruhu yaa …Mülkiyeliler her durumda birbirlerine sahip çıkarlar dimi…Belki...Ama aynı anda kişiyi en yalnız bırakan da yine Mülkiye’dir…








Bazen iyidir... 

10 Eylül 2011 Cumartesi

Buralar zindan şeker parem. . . .

Ayvalık'ı çok özledim.Yarı memleketimi,arkadaşlarımı,çocukluğumu.Tam uyanmamaya çalışırken o rüzgarın yalayıp geçmesini,inadıma beni zorla uyandırmasını özledim.Sabah çıt çıkmazken kahvaltısını özledim.Şıpıdık telliklerimle kaçıp evden,işim olmadığında uğramayışlarımı.Öğlen denizini.Nasıl buz gibi titretir de adamın içini hatta kalp ritmini ble değiştirir.Gece Cunda'sını özledim balığını, kalamarını,sevmesem bile midye tavasını.Nargilesini özledim içinden bütün dert tasayı kusar gibi dumanını üflemesini.Sabahını hatırlamıcak kadar içip ''Gossip''te kendimi kaybetmeyi özledim.Ordan çıkıp ''Hanımeli'' de bi çorba içmeyi ya da can çekerse Ayvalık'a geçiverip ''Avşar'' da bi tost yemeyi.
Arkadaşlarımı özledim.Ayık kafayla çekilmicek bitmeyen mıuhabbetlerimizi.Güneşi batırmayı özledim ''sahilde'' ve güneşi doğurmayı ''banklar'' da.
Gizem'in tekrar tekrar yediğim bokları içimden kazımasını,Bihter'in çılgın muhabbetlerini,Sinanla kavgalarımı ve barışmalarımı,Ceren'in fallarını,Miray'ın bağırmalarını,Doktor Murat'ın tıp alanında açtığı çığırları,Göksel'in saçmalıklarını,Uluç'un ne bokunu özledim bilmiorum ama özledim,Fatih'in boşvermişliğini,Halis'in tatlı muhabbetini,Ülkü'nün şanslı masasını,Emir'in beni her daim güldürmesini...
Deniz kokusunu özledim.Her köşeyi dönüşümde deniz görebilmeyi özledim.

Lanet Ankaraya gelince daha çok özledim.Lan ben orda ne kadar rahatmışım ne kadar özgür ve huzurluymuşum.Sanki günün her dk meditasyon yapıyomuşum gibi rahata bağlanmıştım yani.Buraya geldim arkadaş internet sağolsun sinirimi bozmaya başladı ilkten.Yokluğumuzdan yararlananlar olmuş,reeli bırakıp artık sanaldan arkamızdan konuşmaya başlayanlar olmuş. Milletin götüne nasıl koyduksak aylar yıllar olmuş acısını dindirememişler.
Sonra kalktım bir de okulun 12 eylül'de açılacağını görmem 2. darbe oldu.Ah o elim kırılaydı da ben o okulun sitesine girmeyeydim.Adsl'm sonsuza kadar bozulsaydı da açılmasaydı o sayfa.Hay merakımın orta yerine yaaa iliğim kurudu yeminle.O okula gitmeme bikaç gün olduğunu öğrendiğim an var ya sanki cehennemdeki bütün ateş topları başımdan aşağı savruldu.Kendimden birkaç jenerasyon küçüklerle okuyarak tanrı beni cezalandırdı evet benim cehennemim bu.
Aşk maşk falan diye biyerimi yırtıyordum.Evet o oldu sonunda.O na ayrı apayrı bi sayfa ayırmak hacet olur ama asıl temamız o diil zaten.
O diil sigaraya iice kaptırmışım kendimi maşallah bacadan bi farkım yoktu buraya geldim.Offf offf hala babasından gizli saklı sigara içen ergen bebeler gibiyim.30 yaşıma da gelsem babam hayatta olduğu sürece bu sırrı onunla paylaşamıcam.Yoksa benden ötürü bu dünyayla bağlantılarını koparabılır.Bunu da ben istemem.O baba kaç yaşına gelirsem geliim baba yaa nası bi misyondur bu anlamam.Annem de öyle diildi mesela.Belli bi yaşa kadar anneydi o benim için okey ama belli bi yaştan sonra arkadaş ne arkadaşı kanki moduna girdik.Babamla siddin sene öyle bi dialogum olmaz yani.Olmasın da zaten her an evlatlıktan reddedebilir.
Abi desen var mı yok mu onu ben bilemedim şimdi.Zaten 2 aya evleniyor ev bana kaldı lan home party full alkol  vss neyse...
Offf bilmiyorum Ankara esaret yaa bura zindan gülüm.Buralar kuru ot bayır dağ taş.Tek manzaram Park caddesi o derece. Ankaraya gelince ayağıma prangalar falan vuruyorlar sanki.Nefes alamıyorum.Canım sıkılıyor,ruhum kararıyor,biri bütün kanımı vantuzluyor.
Bir insan Ankara'dan vazgeçemiyorsa bunun tek sebebi olabilir:Anılar.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Oops!...I did it again

Çok hata yaptım ya.Her biri ilerledikçe daha boka sardı ve en sonunda bana patladı sanırım.
Büyük konuştum.Neyi yapmam dediysem yaptım hatta abrtmanında ötesine geçerek hayatım asla yapmam dediğim şeylerin üstüne kurulu desem tam üstüne cuk diye oturmuş olur.Bazen yanlış olduğunu bile bile daha da üstüne gittim,vazgeçmedim hiçbişeyden.Gözüm göre göre bela geliyorum diye çığlıklar atarken gözümün önünde ben sağır takındım.Yürüdüm ezdim geçtim.Dinlemedim kimseyi kollarımdan tutup yaka paça ters yola çevirenleri tınmadım silkeledim omuzlarımdan.
Her şeyin en iyisini ben bilirim yüzünden.Kendi başımın çaresine bakabilmenin verdiği özgüvenden.Deli cesaretten.Neyin deli cesareti bu?en son herkes çekildiğinde kendi içimde yaşadığım pişmanlıkların,üzüntülerin ve bilerek gelen kırgınlıkları göğüslemek için sahip olduğum deli cesareti mi?
Nası saçmalıklar yapabildim nasıl kocaman pişmanlıkları arkama attım da yürüyorum hala bilmiyorum.O deli cesaret o kendine yetmişlik o özgüven hala var.Başıma büyük belalar açsa da hala duruyor gitgide büyüyerek artıyor içimde.
Kendimi seviyorum evet ama kendimi sevmişlik de diil bu.Millete mantık silsilesi içinde akıllar verirken kendim bi tane mantıklı iş yapmadım.Her olayda mantığımı siktiredip durdum.Yan dolu geç arkaya misali...
Yeri geldi bu yüzden sevgilimi kaybettim,yeri geldi ailemi kaybetmeme ramak bıraktım,yeri geldi kalp kırdım arkadaşlarımı bıraktım.Haklı sebeplerim vardı tabi ama yeri geldi canımı ciğerimi bağladım bazılarına hala da mevcut o insanlar hayatımda.
Eskiden salağa yatardım en iyi özelliğimdi ama artık onu da yapamaz oldum.Hiç bişeye tahammülsüzlük vakası.
Ama en azından artık yanımdaki koltuğa iki kişilik yer ayırmayı öğrendim.
Kendi prensiplerim uğruna insanları çıkarttım hayatımdan yine olsa yine yaparım.Ben hayatıma bu kadar dikkat edip çeki düzen vermeye çalışırken o yeni btan kurmaya çalıştığım adı herneyse o işte onu yıkmalarına izin vermedim.Yeterince yanlış anlaşıldım,yterince etiketlendim ama yine olur yine aynı şey gelir başıma ama bu başka insanlar yüzünden olmıcak asla.
Görmediğime inanmadım duymadğıma da ...Asla da inanmam,insanları bunlar için yargılamam.Biri bişey anlatır hıı öylemiymiş vay köküne kibrit suyu der çeker giderim ama inanmam.İnsanlar kafalarından hikaye uydurmaya,insanları insanlara küstürmeye,istediklerine inanmaya,inandırmaya o kadar meraklıklar ki.Millet çocuk yapmaya bu kadar özlem duymuyordur heralde.
Hırslardan da sıkıldım.İnsanların büyük ve öfkeli hırslarından,kıskançlıklarından.Bu duyguları hayatlarının merkezlerine koymalarından ve başkalarını da bu merkezin etrafında doğudan batıya döndürmekten.
İyi insan karşısındakini iyi bilir ,kötüsü de kötü bilir.
Kimsenin bişeyinde gözüm olmadı.Benden kötüsü ve iyisi varken ne kötüsünü küçümsedim ne büyüğüne kıskançlık besledim.Benim de hayallerim vardı elbet ama kimsenin yaşanmışlıklarını bu hayallerin hedefi yapıp hazımsızlık yaşamadım.
Boktan bi hayatım oldu belki şu yaşıma kadar ama 1buçuk snenin 1 senesini adam gibi yaşamaya,hayatımdaki pürüzleri törpülemeye ve asla dememeye çalışarak olabildiğince düzgün,temiz bi şekilde yaşamaya çalışıyorum.
Yalanın dibine vurduğum zamanlar da oldu,kendimi kandırmaktan başka bi halta yaramadı.
İnsan bazen gerçekten kaybetmek istemeyeceği bazı şeyler için yapmayacağı şeyler yapabiliyor.Hele ergenlik dönemimde isyankar halim tavandı.Çok asiydim.Dünyayı ben döndürüyodum falan.Hakkıyla bi lise hayatı yaşadım ama...Artık yalan söylüyor muyum hayır...
Bazen olanı olduğu gibi açık saçık yaşadığım için batıyorum insanların götüne ayh pardon gözüne.Açık konuştuğum için canları yanıyor.Bazen haklı çıktığım için.Dışımı bilen bu şekilken ,içimi gerçekten bilenler tek bi telefonda yanımda olmaya bakıyor.Banada öyleleri gerek artık zaten.Sahteliklerle çok uğraştım.
Karşımdakine göre çok kolay şekilde şekil alabilirken artık çemberin içindeki üçgenin teğetlerini yakalamaya çalışıyorum.
Çok isyan ettim zamanında.Şuan hayatı seviyorum,yaşamayı seviyorum,hayatın iyi kötü sürprizlerini seviyorum.Kendimi çok iyi biliyorum.İnsanın kendisini bulması,tanıması ve keşfetmesi diğer insanları aynı işlemlere maruz bırakmasından çok daha zor.O zorluktan sıramı savdım ben.Hayırlara vesile ola...

10 Haziran 2011 Cuma

BIIIItaneemm 'e ;)

Aşk güzel şey...Hele sevdiklerinin bunu yaşayıp mutlu olduklarını görmek çok ayrı bir duygu.
Hayatta o kadar çok fazla insan ve taşıdıkları o kadar farklı ruh var ki herkesin birbiriyle anlaşabilmesi kolay değil.Aynı anne ve babaya sahip kardeşler arasından bile uçurumlar olabiliyor.
Biz de abimle farklıyız...
Olaylara bakış açımız,yaklaşımımız,sonuca gidiş yollarımız,duygularımızı yaşayışlarımız...Her şeyimiz tamamiyle farklı.O mantık abidesiyken çoğu zaman ben duygularıma kaptırıp gittim.O toplamaya çalışırken ben dağıttım.
Küçükken deli gbi kavga ettiğim,çoğu zaman kavgadan başka muhabbetimizin olmadığı senelerimiz oldu.Salak,aptal,gerizekalı kelimeleri cümlelerimizi süsler olmuştu.
Arkadaşları gelirdi odasına kapanırlardı.Ben gitmek isterdim yanlarına,o çıkarırdı beni odadan.
Mutfakta onun istediğini izlemek zorundaydık eskiden bana açtırmazdı.
Çayı kahvesi bilmemnesi bana aitti.Bana getirtirdi.
Bazen masada duran sürahiden bile su almaya üşenir bana söylerdi.
Seni babama söylerimlerle tehdit etmişliği de vardı.
Ve...Paylaşmayı öğrenmiştik yarı yarıya...

Ama büyüdük ikimizde...
Hiç abim olmadı sadece arkadaşım gibiydi.
Sevgilim olduğunda ilk ona söyledim.
Sigara içtiğimi de ilk ona söyledim.
Evdeki en büyük kalem oldu benim.
Annem babam beni anlamadıklarında en büyük savunucum en büyük destekçim.
Bazen bana laf söylettirmeyen tek insan.
Sarhoşken yanımda olan.
Gecenin bi vakti üşenmeden yanıma gelip toparlayıp eve götüren.
İzin vermediklerinde en büyük vizem.
Beni güldüren...

O şimdi kendi hayatını kurmak adına çok güzel bi yola çıktı.Sevgiyle,aşkla 5 yıl boyunca çizdi yolunu.Birkaç ay sonra eve geldiğimde sesini duyamıcam,gıcık etmek istediğimde yan kapının ardında kimse olmıcak.Kocaman evdeki en yakın erkek arkadaşım gidip kendi ailesini kurucak.Küçükken su savaşında yanlışlıkla burnuma yumruğu geçirip kanatan sonra da başımda bişey oldu mu diye bekleyen adam kendi çocuklarının başında olucak.Kimi zaman bana sahip çıkamayan,benimle uğraşamayan adam bir aileyi idare edicek.
Ama çok mutlu olucak.Bundan eminim.Abim,dostum,kardeşim...Hep çok mutlu ol inşallah.Bu evlilik yolunda her şey çok güzel olacak...Seni seviyorum ...Sorduğun da hep tersini söyledim ama seni seviyorum ...

P.C :Yine sorsan yine tersini söylerim o ayrı :)

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Başlığı da yok sonu da yok...

Özledim ama hiç bir işe yaramıyor ki...Bir kaç günlük rüyadan uyanmak nasıl zor.Herkes anlamaz sevinçlerin,mutlulukların kursağında kalması ne demektir.Bilmez çoğusu.Sadece onlar uzun yaşanmışlıkların yasını tutarlar arkasından.Ama anlamazlar hayata her yeni balangıçta yarı yolda kalmışlığın ne demek olduğunu.Tam toparlanıcam derken yine dizlerinin üstüne yıkılmaktan anladıkları kocaman bir sıfırdır.Daha kapanmamış yaraların üstüne düşmek nasıldır bilmezler.Onlar uzun hikayelerin adamıdır.Adam olmuşlardır.Ama olmaya çalışırken tepetaklak olmamışlardır.Onlaradır uzun hikayelerin başrolü.Roman yazarlar ama en kötüsü siz bir hikayenin figüranı bile olamamışsınızıdr.
Her yenisi biraz daha acı çektirir sana.Tam mutlu oldum olucam filan derken cümlelerin çok yarım kalır.Öyle bir hal ki senin yaşadıklarını bilmeyen anlayamaz sni.
Çoğuna saçma,birazına anlamsız,birkaçına deli gelirsin.Kapılıp gidersin ama onlar anlamaz.Mutluluğu tadan yarım kalmışlıkların acısını geçiremez bizlerin.
Bağlandığın an her şeyin bitmesi bağlanmaya başlamışken bitmesinden daha az acıtır bazen.Önüm arkam sağım solum sobe gibi bişey işte.Sen kovaladıkça o saklanır.Bulursan zaten bitmiştir oyun.
Her defasında yarım kalmak daha çok yorar.Dinlenemezsin.Yorulursun ama hiç dinlenemezsin.Dualar edersin yolun sonunu görmek için ama yarım kalmaya mahkumsundur.Bildiğin filmi izlemenin yandan çarpmış versiyonur.En kötü hali bir türlü alışamamandır.
Korkarsın sonra.Yeniden yola çıkmaktan korkarsın.Uyumak istemezsin uyuyunca da uyanmak bilmezsin.
Karşındakinin ne kadar acımasız olabileceğini öğrenirsin.Ders almazsın çoğu zaman.Onlar acımazdır ama sen kıyamazsın.
Empatinin allahını yaparsın başkalarında ama o senin gözünün yaşına bakmaz.
İnsanı o zaman anlarsın işte.Hayvandan daha beter olabileceğini bazen.Niyeler parçalar ruhunu,kalbini.Çok başka insanlarda aramaya çalışırsın çözümü ama burnunun dinindedir.Çok soru sorarsın ama hepsinin cevabı önceden verilmiştir senin tarafından.
Zamanla sorulan sorular da değişir.Her şeyi çok uzakta ararsın görmemek için.Taaaaa kkkiiii biri seni uyandırana dek.
Sonra mutsuz olursun işte.Her mutsuzluğun bir sonu olur her mutluluğun bi sonu olduğu gibi.Konu: Kabul etmek.

6 Mayıs 2011 Cuma

Dışı da İçi de beni yakar...

Kocaman bi silgi tutuştursalar elime.Neyi çıkartmak istiyosun hayatından?Neleri unutmak istiyosun,hatrlamak istemiyorsun? diye sorsalar bir.Bir sorsalar bir sildirseler yaşanmışlıkları,hataları,pişmanlıkları...
Arkama baktığımda gördüğüm güzel şeyler çok az.Boyumdan büyük yaşanmışlıklar kocaman kocaman mutsuzluklar yıpranmışıklar var sadece.
Ne sevgilerimi yaşayabildim doyasıya ne verebildiklerimi aldım...Bomboş kaldı ellerim.Geçmişimi mahvettikleri yetmiyor sanki karşıma çıkıp duruyor.Hatırlayınca uyutmuyor.Bir ağrı saplıyor beynine kalıyor orda .Aklına gelince en güzel anlarını berbat edebiliyor.İnancını sarsıyor,kendine olan sevgini azaltıyor.
Her şey o kadar yarım ki...Art arda izlediğin filmlerin yarısında bitmesi gibi.
Öyle anlar geldi ki ne anne ne baba sevgisi yetti...Hiçbir şey olduramadı.Kalbim ferahlamadı.Teselliler vaazlar kesmedi.Kendimi kendimi ikna etmem gereken dönemde kendime küsmüşken olmadı.En zoru kendine yüzünü çevirebilmendir tekrar...
Çok uzattım elimi.Tutsunlar ,çekip çıkarsınlar diye çok uğraştm.Ama onlar uğraşmadılar...Bir ara battım sıfırdım.Tekrar çıktım...En yüksekten başladım.Güçlü gözükmeye çalıştıkça olmuyor işte yapamıyorum.Dışı da içi de beni yakıyor...Her seferinde...

30 Nisan 2011 Cumartesi

Bitecek mi?

Ne zaman biter ki acısı?Ne zaman ödenir ki hataların bedeli?Ne zaman kesilir biter hesabı mutsuzluğun?Bitmekle olucak mı?Ben aynı ben kalabilcek miyim ki?Neden hep gülmek zorunda gibiyim?Herkes güçlü görsün de kimse canımı yakamasın diye mi?Ondan mı bir yerlere sinip ağlıyorum hergün sessizce kimse görmesin diye?
Kırdım,kırıldım,incittim,savaştım...Karşımdaki kazandı gitti sonra kendimle savaştım.Yoruldum...Bir daha toparlanamadım.Bir daha mutlu olamadım.
Yapamıyorum işte.Öldü içimdeki insanlık.Kırıntılarıyla bir şeyler yapıyorum ama öldü aslında gitti o.
Tutunamadım ki sonradan...Tam yaşayamadan yarım kaldı her şey.Birilerinin başından birilerinin sonundan çekiştirip çekiştirip yok ettiler.Sonra ben düşünüp harcadım her şeyi.
Olamıyorum artık...Ben olamıyorum.Yeniden denedim olurum diye...Tekrar heycanlandım...Olmaz diye,kendimden korktum diye kendime bile söyleyemedim.Olmadı işte yine...Birilerinde kaybettim kendimi başka birilerinde bulabilir miyim ki?Ruhumla konuşabilicek biri var mıdır?Ben sustuğum da onu dinlicek sadece,aynı anda kalbime dokunucak biri?
Büyük büyük cümleler kurabilicek miyim yine ? Aynaya bakmışım gibi ona bakıp gözlerinin içinde kendimi görebilicek miyim?Bana bırakılan cezaları çekerken yanımda olabilicek mi?Ben göğüslemeye çalışırken hepsini birden çekip çıkarabilicek mi beni ordan kendini siper edip?
Hava yine sıcak olucak mı?Isınabilicek miyim?Biticek mi?...

27 Nisan 2011 Çarşamba

Kadınlar Günü

Yoruldum...
Birilerini unutmaya çalışmaktan her defasında.Birilerini aklımdan çıkartmak için teselli etmkten kendimi...Saçma sapan bir sürü neden yüzünden unutmak istediğim sayfalar dolusu insan.Mutlu değilim çoğu zaman.İçten çürüdüm.
Aklımdan birilerini uzaklaştırmak için harcadığım enerjiyi birilerini sevmek için harcasaydım çoktan mutlu olmuştum belkide...
Bana arta kalan filmleri izlemekle oyalanıyordum o sırada malesef.Elimi uzattığımda yakaladığımın sadece kocaman bi boşluk ve dönüşünde gözyaşı getirdiğini yaşamak nasıl yıpratıyor insanı...Kendim çizip oynamak isterken şu hayatta çoğu an bana düşen sahnelerde bana düşen replikleri seslendirdim sadece.
Hormon bozukluğu tavan yapmış hamile kadınlar gibi ; bi elimde selpakla gezmediğim kaldığı zamanlarımdan uzaklaştım çok.'Duygu mu o ne be??' falan durumuna gelebiliyorum bazen.Rahatsız mıyım bu durumdan?Evet.İnsaniliğimi kaybettiğimi hissediyorum her geçen zamanda.Yapıcı değil yıkıcı oluyorum çoğu şeyde.Bencilleştim.Sadece kendimi düşünüp 'aaa bak dünyayı parmaklarım arasında döndürüyorum'kıvamına geliyorum.Sonrasında...
O dünyayı dndüren kız dünyanın en zayıf en savunmasızı oluyor bu sefer.Sağlam görünüp harcında bi bok olmayan içten bitmiş bina gibi.Oturdum mu bi paket selpağın her hücresine adeta tecavüz eden ben yarısına bile ağlayamıyorum.
Gaddar gayet narsist 2 ayaklı düşünen bi varlığa dönüşebiliyorum 2 saniye içinde.Şu kendini telkin etme yntemi var ya iç ses işte aptal saptal konuşuyorsun kendinle' hayır ayşe sn güçlüsün hayır bunu yapmıcaksın yok sen hemen boyun eğmezsin sen süpersin sen mükemmelsin sen sen sen...' İyi bişey değil bu zamanla kendine aşık oluyosun oldum ordan biliyorum.Yalnızlık daha çekici oluyor kimsenin seninle olabileceğini düşünemiyosun elin herifinin kahrını mı çekicem ben süperim zaten falan filan...İnce ele sık doku sonra yalnız kalırsın yani beklenen son ...
Ama beynimde mevzu bahis olan şeyde nakavt oldum ben.Çok debelendim ama yok olmadı yenildim.Kadınım sonuçta işte kromozom dizilişimin verdiği duygusallığa yenildim.Nereye varıcak sonum bilmiyorum başım yorganımın altında kulağımda duruma uygun bişey şey selpak nerde ya???

Yanlış zaman,doğru insan...

Hayat hep kaçırılan fırsatların,insanların isteklerinin olmadığı ; olduğunda da hiç bir anlamının kalmadığı dönemlerin toplamı maalesef.İnsan zamanla bunu sorgulamaktan da sıkılıyor.Nasıl bir devinimdir,düşün düşün içinden çıkılamayacağı anlamlar bütünü.
Bir şeyi deli gibi istersin,peşinde koşturursun,olsun diye bütün vücut uzuvlarını yırtarsın olmaz ama tam aklından çıkarmışken,tam unutmuşken,hevesin kaçmış 'olmasa da olur sikimden aşağı kasımpaşa!' demişken karşında beliriverir tam zamanıymış gibi.O zaman da senin için bi anlamı kalmaz ve elinin tersiyle itiverirsin rahatlıkla eskiden göze alamayacağın şekilde.
O yüzden bazen bir şeyi çok istersen olur kavramına inancım azalıyor aslında bu düşünceye yakın bi insan olsamda.Ama artık bir şeyin olması için çabalamayı geçtim siklememek gerekiyormuş.Gelen benimdir gelmeyenin allah belasını versin yolu açık olsun.
Bu niye hep böyle olur ki?Bir şeyin artık bütün parıltısını kaybettikten sonra gelmesi nereye kadar insana mutluluk getirir ki?Gelmesin yani bi anlamı yok.Beni mutlu etmesi gereken zaman aşımını ikiye katladıktan sonra zamanlamayı şaşırmadığı vakitte asıl anlamını koruyamadıktan sonra hayatımda nasıl bi dönüm noktası nasıl bir değişim sürecine sebep olabilir?Bünyemi,fizyolojimi,hayatımın akış hızını nasıl değiştirebilir ki?
Hayat denen zırvalığın içerinde gelebilecek zamanı kaçırıp yelkovanın akrebi,akrebin tarihleri delicesine kovalamasından sonra malesef anlamsız.
Ha bu tarz şeyler insanan ders falan da vermiyor yani.Sadece 2 egon şişiyor 'gördün mü bak oldu'oluyor o kadar.Kalan ömrümde isteklerim olmadığında dünyanın cehennemden beter olduğu mekanda yaşayıp; ruhani evrenimden çıkarttıktan sonra gelip beni bulmasının kısır döngüsünü yaşayarak yaşlanıcam sanırım.Bu akışın içinde boğulup gidicem ve 'o fırsat' makbulsüz zamanda geldiğinden dolayı bi bok yaşayamayıp mutsuz olucam.

2 Ocak 2011 Pazar

yeniyıl yeniyıl yeniyıl yeniyıl herkese kutlu olsun...

2010...Bir sürü şey alıp bir sürü şey götürdü benden.O götürdükleri yanında akıl ihsan eyledi bana ama işe yaradı mı karlı olan benmiyim yoksa gidenlere ağlamam mı gerekli onu bilmiyorum.Ama genel olarak çok kötü,haddinden fazla üzücü ve duygularımın,ruhumun,mantığımın sınandığı bir yıl oldu.1 günde olgunlaştığım zamanlar yaşadım.Hayatımı adadığım 4 senemi verdiğim insanı kaybettiğime üzülüşlerim,ailemi hiçe sayışlarım,bir itin kaniş köpeği misali oyuncağı olduğum zamanlarm,dostumu kendi hayatıyla geride bırakışlarım,kendimden bir sürü şeyi kaybedişlerim.
2010 yılı gerçekten dönüm noktası oldu benim için.Boğazıma kadar çamura batıp kendimi kendi çabalarımla arındırıp yeniden şaha kalktığım bir yıl.Tekrar yaşanmasını istemediğim o kadar çok olay oldu ki.
Hep biliyoruz,hep öğreniyoruz uygulama sıfır ama.İnsanlara hak etmediğinden fazlasını vermeyeceksin ya bunu ilk defa uygular oldum.Bna 1 gelene 2 gitmeden önce 3 kez düşünür oldum.Sonunda da genellikle 1 adım atmayı tercih ediyorum.Zararlı çıktım mı hayır.Beni kullanmayı istediklerini hissettiğim insanların işine gelmedi birer birer gittiler zaten,beni olduğum gibi sevenler ise her zaman yanımda oldular herzamanki gibi.
Ağladım,zırladım dövündüm ama akıllandım da.O kadar boktan şeyler geride kaldı ki artık birkaç aydır hiç yaşamadığım kadar düzgün bir yaşam peşinde koşuyorum.
Umarım 2011 beni mutluluğa boğan,herkesin gönlüne göre olayların gerçekleşeceği bir sene olur.

P.S : Hepinize bol şans herkese güzel bir yıl diliyorum arakadaşlar...